27 Nisan 2015 Pazartesi

DOĞAL TAVUK DİYE BİR ŞEY YOKTUR ...

Ticari kaygıyla çocukların sağlığı hiçe sayılıyor, tüketiciler kandırılıyor…
Muharrem Doğan “Doğal tavuk diye birşey yoktur” 
Çoğumuz büyük şehirlerde yaşamanın zorluklarından, sanayileşen hayattan şikayet ediyor bir yandan da kırsal bir hayatın özlemini duyuyoruz. Bu özlemin pazarlamacıların ekmeğine yağ sürdüğüne vurgu yapan Orvital Organik Gıda Kurucu Ortağı ve Gıda Mühendisi Muharrem Doğan “Türkiye’de üretim şekli açısından sadece 2 çeşit tavuk vardır; biri konvansiyonel dediğimiz standart tavuk diğeri de organik tavuk. Başına “doğal” “gurme” ve “köy” kelimesi konulan her ürünün sağlıklı olduğuna duyulan bir inanç var ki bu, özellikle tavuk konusunda son derece yanlış bir yönlendirmedir.  Doğal ve köy adı altında pazara sunulan ürünlerin organik ürünlere rakip gösterilmesi gelecek nesillerin sağlığını tehdit eden son derece ticari bir yaklaşımdır ve bir o kadar da yanıltıcıdır. Tüketiciler yalan, dolanla maalesef kandırılmaktır. Doğal ifadesinin resmi, geçerli bir tanımı bile bulunmamaktadır. Herkes istediği her ürüne doğal ifadesi koyabilir. Organik üretimin temeli denetim, kitabı bakanlığın yayınladığı Organik Tarım Kanunu ve İlgili Yönetmeliğidir. Organik üreticilerin attığı her adım denetlenmektedir” dedi.
GDO genlerle oynanarak yapılan bir laboratuar işlemidir ve ciddi bir tehdittir
GDO yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmanın, bir bilinmez olduğunu ve bu bilinmezin ileride bize nasıl zararlar vereceğinin de bilinmediğine vurgu yapan Doğan “GDO, bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucu üretilen canlılardır. Genlerle oynanarak yapılan bir laboratuar işlemidir. Canlılar üzerinde yapılan bu değişiklikler; canlı sağlığı, biyolojik çeşitlilik, ekolojik dengenin bozulması anlamına gelmektedir ve gelecek nesiller için de bir tehdit unsuru oluşturmaktadır. Güvenle söyleyebileceğimiz birşey var ki o da; organik tarım yönetmeliğinde GDO'nun yeri yoktur.   Gelecek nesiller, sağlıklı beslenmeden geçiyor. Sağlıklı nesiller için sürdürülebilir bir besin zinciri ve organik tarım temel teşkil ediyor. Bunu unutmayalım” dedi.
Çocuğumuzun sağlığını tavuğun sahibine emanet edemeyiz
Büyük şehirlere yakın beldelerden köy sıfatıyla alınan tavukların, denetimden uzak, son derece sağlıksız  koşullarda yetiştirildiğine vurgu yapan Doğan “Bir ilaç şişesini gagalayan, kanalizasyon yakını dereden su içen, GDO’lu yemle beslenen tavuklar ve en tehlikelisi hiç bir şekilde denetlenmeyen çiftçilikler var. Çocuğumuzun sağlığını tavuğun sahibine emanet edemeyiz. Tarım ilacı kullanılmayan, GDO’nun uğramadığı  o özlediğiniz Ali Baba’nın çiftliğini organik çiftliklerde arayın. Gidin görün gezin en önemlisi siz denetleyin”dedi.
Doğan: “Biz T.C. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Organik Tarım Yönetmeliği’nin tanımladığı ilkeler çerçevesinde ve sadece organik üretim yapıyoruz. Bizim için esas olan organik tarımın yasakladığı konulara ışık tutmak ve toplumu bilgilendirmektir. Lütfen bilginin doğruluğunu ve kaynağını araştırmadan her duyduğunuza inanmayın” dedi.
Organik Tarım Yönetmeliği Ne Diyor?
Organik tarım, GDO’suz, hormonsuz, zirai gübre kullanmaksızın, ilaçsız ve herşeyden önemlisi katkı maddesiz üretim anlamına gelmektedir. Organik tarım toplum sağlığı kadar sürdürülebilir besin zinciri açısından da son derece önemlidir.
Dünyadaki ve Türkiye’deki organik tarım kanunlarında GDO’lu tohum veya hayvan ırkı tamamen yasaklanmıştır.
Bir tavuğun organik olması için yumurtadan çıktıktan sonra 1. günden itibaren   organik tarım yönetmeliğine uygun şekilde beslenmeye ve bu yönetmeliğe uygun çiftliklerde büyümeye başlaması gerekmektedir. 
Organik gıda üretilecek tarlanın organik sertifikası alması için en az 3 yıl hiç bir tarım ilacı ve kimyasal maddeye maruz bırakılmamış olması gerekiyor. 3 yılın sonunda yapılacak toprak analizleri ile teyit alınmaktadır. 
Organik üretim toplum refahını korur, hayvan refahını ön planda tutar. Hiçbir sınırlayıcı ekipman, yapay ışık kullanılmaz. Doğanın sunduğu tüm serbestlik ve sağlık organik üretimin temelini oluşturur. Konvansiyonel üretimde 25.000-30.000 adet tavuğun konulabileceği kümeslere organik üretimde sadece 4.800 adet tavuk konmaktadır.
Organik tavuklar hem kümeslerinde hem de kümes önlerinde kendilerine ayrılmış kontrollü alanlarda serbest bir şekilde dolaşırlar. Organik tavuk başına minimum 4 m2 olacak şekilde her kümes önünde 20 dönüm organik dolaşım alanı vardır
Organik üretim anlayışının bir parçası  olarak kümesler gibi kümes önü dolaşım alanları da organik olarak sertifikalandırılır.
Organik tavuk üretimi, baştan sona Bakanlık ve Uluslararası Organik Sertifikasyon kuruluşları tarafından denetlenmekte, yem hammmaddeleri periyodik olarak analize gönderilmektedir.
Organik üretim tesislerinde yetişen tavuklar, kesinlikle hormon, antibiyotik, pestisit ve ağır metal gibi kimyasallar içermez.
Organik tavuklar, minimum 81, ortalama 90 günde kesime gitmektedir.
Organik beslenme konusunda detaylı bilgi için: www.orvital.com.tr /

25 Nisan 2015 Cumartesi

TAVSİYE KANALINI KINIYORUZ

Merhabalar tavsiye kanalı gerek bloggerların gerekse pek çok kişinin bildiği ürünleri deneyerek yorumlama yapılan bir sistem ve pek çok bloggerdan tavsiye kanalı bu konuda destek görüyor.Açtıkları tavsiye evinde markaların tanıtımlarında isim yapmış ünlü bloggerları çağırıyorlar.Durum bu haldeyken Sabah Gazetesinde yayınlanan bir röportajda bloggerlar için çok yanlış ve kırıcı ifadeler kullanılarak blog yazarı olan bizleri çok üzdüler.

Pek çok firma bloggerların sosyal medyadaki güçlerini kullanarak tanıtımlar yaparken Tavsiye Kanalının bu şekilde bir açıklama yapması oldukça manidar...Çünkü Tavsiye evi denilen mekanda yapılan tanıtımlarda bloggerları davet ediyorlar mademki bloggerlar için böyle olumsuz düşünceleriniz var ise neden tanıtımlarda bloggerları davet ediyorsunuz.Sonuç olarak bloggerlara muhtaçsınız ve yaptığınız bu açıklamalarla en başta kendiniz çelişiyorsunuz...
İkincisi resmin altında yazan evde kocasından teşekkür alamayan kadınlar sosyal medyada 500 beğeni alınca mutlu oluyor nasıl anlamsız bir ifade acaba??? En büyük destekçim eşim ve yaptığım her tarifi ilk paylaştığım ilk tadan kişi pek çok blogger arkadaşımda aynı durumda , Ayrıca Renan Tavukçuoğlu bizlerle evlerimizdemi yaşıyorda eşlerimizin tepkilerini biliyor ve özel hayatımız hakkında ahkam kesebiliyor,Bir kadın olarak bunu kınıyorum.

Güven çok önemli bir konu ve kimse kimsenin güvenilirliği hakkında böyle konuşma hakkına sahip değil , blog yazarlarıyla konuştumu , blog yazarlarının sorunları neler biliyormu daha pek çok sorunun cevabını bilmeden blog yazarları için güven azaldı cümlesini kurma hakkını nereden buluyor.
Eğer gerçekten yazılanlar gerçekten Renan hanım tarafından söylendi ise en kısa zamanda tüm bloggerlardan özür dilenmeli ve gazetede düzeltme yazısı yayınlanmalı.Yazının tamamını merak edenler buraya tık tık

Tavsiye Kanalına ait tüm sosyal medya beğenilerimi geri çekiyor ve üyelik iptali için gereken işlemi başlatıyorum.

Sevgiler





24 Nisan 2015 Cuma

SOMON DİLİM IZGARA

Balık her daim sofraların vazgeçilmezlerinden bendenizde haftada en az iki gün balık tüketmeye önem gösteriyorum.Bildiğiniz gibi özellikle somon soğuk yerlerde yaşadığından dolayı içerdiği omega-3 ile kalp sağlığı için oldukça önemli , yağlı bir balık olması sebebiyle ızgarada çok az yağ ekleyerek pişirmeniz ve yanında istediğiniz bir salata ile servis etmeniz güzel bir seçenek olur.Ben balığın yanında patates salatasını çok yakıştırıyorum.Tarif ise şöyle ;

MALZEMELER
2-3 adet Norveç Somonu Dilim
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz, Karabiber
Salata için
3-4 orta boy haşlanmış patates
istenilen yeşillikler
limon suyu , tuz ve zeytinyağı

YAPILIŞI
Ben fırının ızgara kısmında yapıyorum, isterseniz ızgara tavasındada yapabilirsiniz.Dilim somonların üzerine tuz,karabiber dökerek lezzetlendirme işlemini yaptıktan sonra zeytinyağını fırça yardımıyla her yerine sürüyoruz.Yağlı kağıt serili fırın tepsisine alıp fırının ızgara kısmında her iki tarafını güzelce pişiriyoruz.
Küp küp doğrayıp haşladığımız patatesleri yeşillikler , tuz ,limon suyu ve zeytinyağı ile bir araya getirip ızgaradan aldığımız balıkları salata ile birlikte servis ediyoruz.
Afiyet Olsun 
Sevgiler

23 Nisan 2015 Perşembe

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

Mustafa Kemal Atatürk'ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun , Türkiye Cumhuriyetinde refah huzur içerisinde nice bayramları kutlayabilmek dileğiyle
Sevgiler

20 Nisan 2015 Pazartesi

GIDA TERÖRÜ


Günümüzde sağlıklı gıda bulmak için o kadar zorlanır hale geldik ki endüstriyel üretim sonucu neler yiyoruz nelere maruz kalıyoruz,Lütfen bu videoyu izleyip paylaşın ve bilinçlenelim 


Umarım ilginizi çeker sevgiler



11 Nisan 2015 Cumartesi

SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİNDE İÇLER ACISI HALLER


TÜİK verileri, manav, market ve pazar tezgâhlarındaki sebzelerin tohumlarına yönelik çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor.
TÜİK verilerine göre Türkiye, 2014 yılında; domatesi Peru, İsrail ve Çin'den, hıyarı Şili'den, soğanı İtalya'dan, havucu, ıspanağı ABD'den, marulu Hollanda'dan, karnabaharı, maydanozu Fransa'dan, turpu İsrail'den, biber ve patlıcanı ise Tayland'dan aldı. Türkiye, 2014 yılında tam 109 milyon dolarlık sebze tohumu ithalatı yaptı.
Tohum dış ticaret verilerinde en önemli kalemi sebze tohumları oluşturuyor. Türkiye'nin 2014 yılı hibrit sebze tohumu ithalatı 109 milyon dolar, ihracatı ise 18,2 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu kalemde yapılan ithalatta ise 2014 yılında İsrail birinciliğini Peru'ya kaptırdı. 2014 yılında 15,8 milyon dolarlık sebze tohumu ithalatı ile Peru birinci olurken, 13,8 milyon dolarla Çin ikinci, 12,4 milyon dolarla İsrail üçüncü sırada yer aldı.
İTHALATIN YARISI DOMATES TOHUMLARINDAN OLUŞTU
Türkiye'nin sebze tohumları dış ticaret verilerinde domates tohumu en önemli kalemi oluşturuyor. Rakamlar da bunu teyit ediyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin 2014 yılında yaptığı 109 milyon dolarlık toplam sebze tohumu ithalatının yarısını yani 55,5 milyon doları domates tohumlarından kaynaklandı. Buradaki ithalatın yarıya yakını da Peru ve İsrail'e gitti. Domates tohumu ithalatında Peru'ya 13,1 milyon dolar, İsrail'e ise 9,8 milyon dolar ödendi. Bakanlık açıklamasında nedense domates tohumundaki bu bağımlılıkla ilgili hiçbir değerlendirmeye yer verilmedi.
İSRAİL VE PERU'DAN SADECE DOMATES TOHUMU ALDIK
TÜİK verilerinde dikkat çeken bir konu da İsrail ve Peru'dan yapılan toplam sebze tohumu ithalatının neredeyse tamamına yakını domates tohumlarından oluştu. Peru'dan yapılan 15,8 milyon dolarlık toplam sebze tohumu ithalatının 13 milyon 80 bin doları, İsrail'den yapılan 12,4 milyon dolarlık toplam ithalatın 9,8 milyon doları domates tohumlarından kaynaklandı.
SATTIĞIMIZIN 12 KATINI DIŞARIDAN ALDIK!
Türkiye, geçtiğimiz yıl 55,5 milyon dolarlık domates tohumu ithalatına karşılık 4,4 milyon dolar da ihracatı bulunuyor. İhracatın, ithalatın 12'de 1'i olarak gerçekleşmesi dikkat çekti. İthalattaki bu bağımlılığa karşılık Türkiye'nin ihracatının bir önceki yıla göre artması da bir nebze olsun sevindirdi. 2013 yılında 581 kg domates tohumuna karşılık 2,7 milyon dolar gelir elde edilirken 2014 yılında bin 102 kg'lık ihracatla 4,4 milyon dolar gelir sağlandı. Ancak ihracatı artsa da TÜİK verileri, bu ürünün tohumunda Türkiye'nin dışa bağımlı olduğunu gösteriyor.
'KABAK' DEYİP GEÇMEYİN TOHUMUNA 9.1 MİLYON DOLAR ÖDEDİK
Sebze tohumunun dış ticaret verileri, ülkenin tarımsal üretimi açısından çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Domates tohumundan sonra en fazla döviz ödediğimiz tohumların başında kabak tohumu geliyor. 2013 yılında 13,1 milyon dolar ödediğimiz kabak tohumlarına 2014 yılında 9,1 milyon dolar ödedik. Ancak bu ürünün ithalat rakamından ziyade, ithalat ve ihracat rakamlarının miktar olarak bir birine yakın olmasına rağmen parasal değer açısından ithalat lehine arada 2,5 kat fark olması dikkat çekti. Yani 1.1 milyon kg kabak tohumu ithal edilirken, 990 bin kg kabak tohumu satıldı. Satılan tohumlardan 3.8 milyon dolar gelir elde edilirken, ithal edilen tohuma ise 9.1 milyon dolar ödendi. Kabak tohumu ithalatında Çin ilk sırada yer aldı.
İHRACATTA EN ÖNEMLİ GELİRİ HIYARDAN ELDE ETTİK
Sebze tohumları içinde önemli bir yeri bulunan hıyar tohumlarına da 9,7 milyon dolar ödendi. İthalatta Şili ilk sırada yer alırken devamında Hollanda ve Fransa geldi. Bu ürünün dikkat çeken yönü ise Türkiye, sebze tohumları ihracatında 4,7 milyon dolarla en yüksek geliri bu ürünün tohumundan elde etti.
SOĞAN TOHUMU İTHALATI 6,5 KAT ARTTI!
Soğan tohumu ithalatında 2014 yılında yaşanan artış dikkat çekti. Türkiye'nin, 2014 yılında bir önceki yıla göre yaptığı soğan tohumu ithalatı tam 6,5 kat arttı. 2013 yılında 3,1 bin kg soğan tohumu ithalatı, 2014 yılında 20,1 bin kg'a çıktı. Soğan tohumu ithalatındaki bu artış Türkiye'nin sebze tohumu ithalat kalemini de 1,4 milyon dolar artırdı. Diğer yandan miktar olarak ithal ettiğimizin iki katından fazla soğan tohumu ihracatı yapılmasına rağmen elde edilen ihracat geliri ithalat giderini ancak karşıladı. Yani, 46,4 bin ton soğan tohumu ihracatından 1 milyon 876 bin dolar gelir elde eden Türkiye, 20,1 bin tonluk soğan tohumu ithalatına ise 1 milyon 840 bin dolar ödedi.
MARULUN İHRACATI 39 BİN, İTHALATI 1,3 MİLYON DOLAR ARTTI
Türkiye'nin marul tohumu ihracat geliri 2014 yılında bir önceki yıla göre 39,5 bin dolar artarken ithalat gideri ise tam 1 milyon 380 bin dolar attı. Marul tohumu ithalatı geçtiğimiz yıl 3 milyon 613 bin dolardan 4 milyon 992 milyon dolara çıktı. Bazı sebze tohumlarının ithalatı düşerken marulun ithalatının artması dikkat çekti. Türkiye, 2014 yılında marul tohumu ihracatından sadece 51 bin 897 dolar gelir elde ederken, bu rakam 2013 yılında 12 bin 370 dolar olarak gerçekleşmişti. Marul tohumu ithalatın 2 milyon 58 bin dolarla Hollanda ilk sırada, 1 milyon 450 bin dolar ile de Şili ikinci sırada yer aldı.
BİBERİN İTHALATI 130 KAT ARTTI!
Sebze tohumları ithalatı içinde geçtiğimiz yıl miktar bakımından biber tohumunda yaşanan artış dikkat çekti. 2013 yılında 1092 kg biber tohumu ithalatı yapılırken, bu rakam 2014 yılında 131 bin 352 kg'a çıktı. İthalatta ilk üçü İsrail, Tayland ve Çin paylaşırken, İsrail'den ithal edilen biber tohumunun kg 18.8 bin dolara gelirken, Çin'den alınan tohumun kg 6.5 bin dolara geldi. Miktar olarak ithalat 130 kat artmış olsa da ödenen döviz bir önceki yıla göre düştü. 2013 yılında bu tohumun ithalatına 8.9 milyon dolar ödenirken geçen yıl 8.3 milyon dolar ödendi. Türkiye'nin ihracatı ise sadece 867 bin dolar oldu.
PATLICANIN KİLOSUNU 10 BİN DOLARDAN TAYLAND'DAN ALDIK
Sebze tohumu ithalatında patlıcan tohumuna ödenen miktarda önemli bir yer tuttu. Türkiye, miktar olarak ithal ettiğinden daha fazlasını ihraç etmesine rağmen elde edilen gelir ithalatın 5'te 1'inden az oldu. İhraç edilen 589 kg patlıcan tohumundan 866 bin dolar gelir elde edilirken, ithal edilen 484 kg patlıcan tohumuna tam 5 milyon 39 bin dolar ödendi. İthalatında neredeyse tamamına yakını Tayland ve Peru'dan yapıldı.
TURP TOHUMUNUN İHRACATI DA İTHALATI DA ARTTI
İthal verileri içinde düşük bir kalemi oluşturan turp tohumunda miktar olarak Türkiye'nin ihracatı 6 kat artmasına rağmen elde edilen gelir ise o oranda artmadı. Buna karşılık ithalatı miktar olarak 2 kat artarken gideri de aynı oranda arttı. 94.7 bin dolarlık ihracata karşılık 416 bin dolarlık ithalat yapıldı.
ISPANAKTA TAMAMEN DIŞA BAĞIMLIYIZ
Ispanak tohumundaki veriler bu üründe Türkiye'nin neredeyse tamamen dışa bağımlı olduğunu gösteriyor. 2013 yılındaki 311 bin kg'lık ıspanak tohumu ithalatı 2014 yılında 405 bin kg'a çıktı. Miktar ve parasal değer bakımından Türkiye'nin ihracatı, ithalatının çok gerisinde bulunuyor. 405 bin kg'lık ithalata karşılık sadece 13 bin kg ihracat yapıldı. Türkiye, ihracattan 55 bin dolar gelir elde ederken, ıspanak tohumunun ithalatına ise 5 milyon dolar ödedi.
MAYDANOZ DA BİLE AÇIĞIMIZ 1'E 13
Maydanoz tohumunda Türkiye'nin ihracatı 216 kg'dan 12.2 bin kg'a çıkarken elde edilen ihracat geliri de 58 bin dolar oldu. İhracattaki bu artışa rağmen ithalatı da 3 kat artarak 35.6 bin kg'dan 151 bin kg'a çıktı. Yani ihraç ettiğimizin 13 katını ithal ediyoruz. Maydanos tohumu ithalatına 542 bin dolar ödenirken, Fransa ilk sırada yer aldı.
'HAVUÇ' SEVİNDİRDİ AMA İHRACATI İTHALATIN 3'TE 1'Nİ KARŞILADI
Dış ticaret verilerinde Türkiye'nin lehine en güzel gelişme havuç tohumunda yaşandı. Türkiye'nin bu üründe ihracatı 209 kg'dan 4 bin 948 kg'a çıkarken elde edilen parasal değer de 20.5 bin dolardan 746 bin dolara çıktı. Ancak artan ihracata rağmen 4 katından fazla da ithalat yapıldı. 4 bin 948 kg'lık ihracata karşılık 21 bin kg da ithalat yapıldı. İhracattan 746 bin dolar gelir elde edilirken 3.1 milyon dolar da ithalata ödendi.
ACINACAK DURUMUMUZU KARNABAHAR ORTAYA KOYDU!
Karnabahar tohumundaki veriler ise Türkiye'nin sebze tohumunda bulunduğu noktayı anlatması bakımından önem taşıyor. Bu üründe 11,2 bin dolarlık ihracata karşılık tam 2 milyon 120 bin dolar ithalat yapıldı. Aslında 2013'te Türkiye'nin durumu daha vahimdi. Çünkü geçtiğimiz yıl bu ürünün ihracat geliri sadece ve sadece 3,5 bin dolardı. Karnabahar tohumları da ABD, Şili ve Fransa'dan alındı.

http://www.tarimdanhaber.com/haber/tohum/sebze-tohumunda-turkiyenin-hal-i-purmelli# sayfasından alınmıştır.